Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Sık Kullanılanlara Ekle |   Kullanıcı Girişi | Künye ve İletişim | Reklamlar   Site içi arama :  
Skip Navigation Links
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Yine de hayır
12 Eylül referandumu öyle görünüyor ki; Fikirlerin dövüştüğü… Cepheleri sert, katılımı fazla… Heyecanı yüksek, muhtemel sokak olaylı geçecek.
30.07.2010
Mustafa TÜRKAY
SPOR Aslı ÖNER
Zeynel KOZANOĞLU
Ağrı'dayım
Türkiye’nin beri ucundayım. Ağrı yirmi yıl önce altmış bin nüfuslu idi.Türkiye’nin en yoksulu idi. Günümüzde nüfus doksan bini aşmış.
30.07.2010
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Metin AYDINOĞLU
Derbiyi Ravşan yönetsin
Adına derbi denen rezilliğimizi, Dünya Kupası’nda başarılı olan Özbek hakem İrmatov’a verelim. Hatta ithal etsek daha iyi olmaz mı?
29.07.2010
Hülya SEZGİN
Kına gecesi
Gelin yöresel bindallı benzeri kına elbisesi giyiyor. Yüzü kırmızı işlemeli tülle örtülüyor.
29.07.2010
Dr. Cem AYDEMİR
Skip Navigation Links.
 Resim Galerisi
Tüm Resimler için...
 Video Galerisi
HaberHürriyeti Video Galerisi
Galerimiz için...
 Mini Anket
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
FETHİYE'DE YAT YANGINI
20 İLİN EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ
20 İLİN EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ
MERSİN'DE SU KESİNTİSİ
PORNOCULARIN YENİ KEŞFİ
AYDIN CEZAEVİNDE OLAY
MOTOSİKLETLER ÇARPIŞTI: 2 ÖLÜ
MHP'NİN MİTİNGİ İSTASYON MEYDANI'NDA
Vicdanı olan gazete Vicdanı olan gazete

Medya patronları Aydın Doğan, Ahmet Çalık, Mehmet Emin Karamehmet, Turgay Ciner ve Akın İpek’e öneriler.


Yeni Asır’ın ve Sabah’ın eski sahibi Dinç Bilgin’le Neşe Düzel’in yaptığı röportaj, 8 Mart Pazartesi ve 9 Mart Salı günleri Taraf Gazetesi’nde yayınlandı.
Dinç Bilgin öteden beri talep eden her gazeteciye, ağır özeleştiri içeren röportajlar veriyor.
Bu kez de aynısını yapmış ve bir dönem başında bulunduğu Sabah Gazetesi’nin yayın politikasını, kendi gazeteciliğini kıyasıya eleştirip bugün olsa neleri yapmayacağını sıralamış:
“Ergenekon lehine haberler yayımlamazdım, 367 soytarılığına kesinlikle razı olmazdım, 27 Nisan muhtırasına da parti kapatmaya da kesinlikle karşı çıkardım.”

Dinç Bilgin’in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin değerlendirmeleri, açıkça onu takdir ettiğini gösteriyor. Ama bir konuda başbakanla ters düşüyor ve döneminde başbakanlarla az düşüp kalkmamış eski bir gazete patronu olarak bu değerlendirmesine kulak vermek gerekiyor Bilgin’in:
“Başbakanın farkında olmadığı bir şey var. Aydın Doğan istese de yazarlarını kontrol edemez. Bir sürü yazar var, hangisini kontrol edecek? Birini kontrol etse öteki çakacak. Yazar sayısı o kadar arttı ki artık onları kontrol etmek mümkün değil.”

Dinç Bilgin söylediği bir şey var ki Aydın Doğan’ın da, Ahmet Çalık’ın da, Mehmet Emin Karamehmet’in de, Turgay Ciner’in de, Akın İpek’in de kulağına dev bir küpe olacak nitelikte:
“Banka satın alındıktan sonra dengeli yayın yapma özeni başladı ve bu da gazeteciligi bitirdi. Sabah ondan sonra bir türlü eski Sabah olamadı. Çünkü (…) siyasetçilerden çekinir oldu. Bugün Türk basının yaşadığı felaketlerden biri de budur. (…) gazeteler hep denge kollamak ve özen göstermek zorundalar. Bu, gazeteciliği bitiriyor. Mesela nükleer enerjiye ya da kömüre ya da baz istasyonuna yatırım yapılacak. Basında taraflar hemen belli oluyor.”

Banka sahibi olma hevesi Dinç Bilgin’i batırırken, bir diğer banka sahibi basın patronu Aydın Doğan, en önemli rakibinin saf dışı kalmış olmasının mutluluğu içindeydi. Ama insan ne oldum değil ne olacağım demeli. Bugün Aydın Doğan’ın da bankası yok ve o da fiilen gazetesinin başında duramıyor.

Ne var ki insan olaylardan ders çıkarma eğiliminde olmayan bir canlı türü. Hele de basın patronları. Ne diyor Dinç Bilgin; “Medya sahipliğinin getirdiği gücün bir süre sonra sizde patalojik sonuçları oluyor. Patalojik düzeyde narsist biri olmaya başlıyorsunuz. (…) Kendinizi asla hata yapmaz sanıyorsunuz. Bir hata varsa bunu kendinizde aramayıp başkasında arayan insan haline geliyorsunuz. (…) Doğrusu medya patronları arasında patalojik narsist olmayana pek rastlanmıyor.”

*    *    *

Dinç Bilgin, basın patronlarının nasıl davranmaması gerektiğini böyle anlatıyor ama işin bir de patron olmayan basın çalışanları tarafı var. Medyada “güç”ün büyüsüne kapılanlar “patalojik narsist”ler sadece patronlar değil. Bu hastalık “genel yayın yönetmeni”nde de, her düzeyde “müdür”, “şef”te de ve hatta “muhabir”lerde de görülebiliyor. Asıl “güç”ün kendilerinden değil, çalıştıkları gazetenin tüm çalışanlarının ürettiği ortak akıl ve emekten kaynaklandığını unutup, “Ben bu haber merkezini yönettiğim sürece bu adam bu gazetenin kapısından içeri giremez” diye bağıranları hatırlıyorum. Sonra o kapıdan kendileri giremez oldular.

Hiç unutmuyorum, bir arkadaşımla birlikte, 1983 yılında İstanbul’da, Dünya Gazetesi’ndeki ofisinde Nezih Demirkent’i ziyaret etmiştik. Sohbetin sonunda, mesleğin henüz başındaki biz genç gazetecilere ne tavsiye edeceğini sorduğumda Nezih bey çekmecesinden çıkardığı Ece Ajandası’nı gösterip şöyle demişti:
“Hürriyet’te çalışan herkesin ve onların eşlerinin, çocuklarının adları, doğum günleri, evlilik yıldönümleri burada kayıtlı. Her yıldönümlerinde çiçekleri, çikolataları giderdi. Erol bey (Simavi) gazeteyi bana öylesine teslim etmişti ki kendimi Hürriyet’in sahibi sanıyordum. Ama yine Erol bey bir gün gazetenin asıl sahibinin kim olduğunu bana hatırlattı. İşime son verildikten sonra bu defterde adı yazılı olanların gazetenin önünde protesto gösterisi yapacağını ve patronun kararını gözden geçirmek zorunda kalacağını sanıyordum. Bırakın gösteri yapmayı, çok azı arayıp geçmiş olsun dedi. Siz siz olun, eğer gerçekten sahibi değilseniz, kendinizi gazetenin sahibi sanmayın. Yoksa bir gün sahibi olmadığınızı çok fena hatırlatırlar.”

*    *    *

Neşe Düzel’in “Gazete çıkarmayı düşünüyor musunuz” sorusuna Dinç Bilgin şu cevabı veriyor:
“Tabii her dakika düşünüyorum. Başka bir şey düşünmüyorum.”

Peki, nasıl bir gazete çıkarırdı Dinç Bilgin? Ona da cevap veriyor sabık basın patronu:
“Vicdanı olan bir gazete çıkarırdım. Çünkü dünya öyle bir dünya oldu ki bu yeni dünyada haklı olmaya mecbursunuz. Dünya artık haksızlık yapmayı yasakladı. Mutlaka doğru olanı yapmanız lazım. Demokrat ve vicdanlı bir gazete çıkarmayı çok isterdim.”

Dinç Bilgin’in Taraf’a verdiği röportajı, medyaya geri dönmeye çalışan ve bunun yollarını arayan kurnaz bir basın patronunun (kendisinin bir lakabı da “beş kafa”dır çünkü) atraksiyonu olarak okumak da mümkün. Ama bir lafı var ki Bilgin’in, eğer bu işi, yani yeniden bir gazete çıkarmayı başarırsa onu da bağlayacak: “Vicdanı olan bir gazete çıkarırdım.”

Yaşarken ve ölürken hepimize lazım olan da zaten “vicdan” değil mi?

09.03.2010
Sedat PİŞİRİCİ


Yazıyı Facebook'ta Paylaş

Yazının Yorumları
bucalı neco - ankara diyorki : " matbuatın işleyişi/işletilişi "
Lakap "beş kafa"ise hani tilkilerin kuyruklarının birbirine değmediği cinsinden, gazetenin çıkarılacağı kesin..Vicdanlı gazete çıkarmak özveri-fedakarlık öncelikle vicdan sahibi olmayı gerektirir...Vicdan azabı,vicdan muhasebesi önemli konulardır, matbuattaki durumunu ise içinde yaşayanlar bilir takdir eder.. Yazınızda işlenen basın ve vicdan ilişkisini genişletilmiş haliyle okumayı bilgilenmeyi çok arzu ederim.Teşekkürler düşüncelerimize katkılarınız için,sağolun..
11.03.2010 13:59:27
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Daha da IMF’den borç alma  |||   Evi borçsuz-harçsız döndürmek haysiyetli bir şey ise ülke ekonomisini dış borça muhtaç etmemek de o kadar haysiyetli bir şeydir.
  Vicdanı olan gazete  |||   Medya patronları Aydın Doğan, Ahmet Çalık, Mehmet Emin Karamehmet, Turgay Ciner ve Akın İpek’e öneriler.
  Akılları nerede?  |||   Yönetmen Almula Merter, Eve Ensler'in “Vajina Monologları” adlı oyununu sahnelemeye çalışır Türkiye’de.
  Yargı reformu şart-2  |||   Yargı reformu yaparken, yargıçlar ile savcıların “dil”inde ve “davranış”ında da reform yapılması şart.
  Yargı reformu şart-1  |||   Şu Ergenekon davası sürüp giderken konuşulan konulardan biri de “yargı reformu” Doğrudur!
  İki Mustafa  |||   Yıllar önce bir gazeteci ağabeyim şöyle demişti: “Bu ülkede iki Mustafa’ya dokunmayacaksın.”
  Çakma cübbeyle solculuk olmaz  |||   CHP iktidar olabilmek için sağa yanaşmaktan, sağcılarla oynaşmaktan söz ediyor.
  İdeolojik  |||   Başbakan, TEKEL işçilerinin direnişini desteklemek üzere işçi ve memurların 4 Şubat'ta çıktığı genel grev için “ideolojik” dedi.
  Tutunamayanlar!  |||   Şef yanına çağırdı:- Nerde kaldın? - Uyanamadım abi. - Ne halt yedin?- Kitap okuyordum, sabaha karşı uyumuşum...
  Ağca ve Samast'ın karanlığı  |||   Milliyet Gazetesi’nin genel yayın müdürü Abdi İpekçi’yi katleden Ağca, bugün cezaevinden çıktı. Yarın ise Hrant Dink'in ölüm yıldönümü.
  Demokrat insan  |||   Prof. Sadun Aren, “demokrat insan, çıkarını koruyan insandır” derdi.
  Nasıl olacak bu işler?  |||   Herkes patron olmak istiyor. Kimse işçi olmak istemiyor. Herkes müdür olmak istiyor. Kimse memur olmak istemiyor.
  Bulanık!..  |||   Resmi işsiz sayımız 3,5 milyonu aştı. Bulanık!.. Başbakan ve muhalefet partisi liderleri domuz gribi aşısı olmamakta ısrar ediyor. Bulanık!..
  Ergenekon’da öyle, Marmaris’te böyle!  |||   Gazetelerde bir dönemin üç kuvvet komutanının ifade vermeye çağrıldığı gün Kenan Evren Bulvarı'nın adı değişti haberi vardı.
  Kan ve gurur gözleri karartınca  |||   "Akıl'ın olması gereken yere “gurur” yerleşince, o gurur bir de "kan" ile cilalanınca, bireyler ve toplumlar, farkına bile varmadan olmadık yerlere savrulabiliyorlar.
  Kurbanınız olayım…  |||   12 Eylül öncesiydi… İzmir’de, Hatay Caddesi’nden Üçkuyular yönüne giderken Nokta Durağı’nda, trafik lambalarında soldan yukarı bir yol çıkardı.
  Gerçek gündem  |||   70 milyonun dörtte üçü hala yoksul…Gündemde Açılım var. Ermeni meselesi var. “Darbe yapacaklardı” var.
  Siyaset hayattan daha mı önemli?  |||   Liderler farklı telden çalıyor. Ağızlarda "analar ağlamasın-ağlasın" polemiği var. Peki domuz gribinden ölenlerin anaları ne yapsın...
  En büyük bayram!  |||   Kurban 4, ramazan 3 gün, cumhuriyet bayramı ise sadece “bir” gün tatil. Peki neden kısa tutuyoruz?
  Uzaktaki dağdan inenler  |||   Aradan 25 yıl geçti. Şimdi o Kürt, o dağdan iniyor. Öyleyse hiç olmazsa şimdi… O sesi duyalım..
  İnsan asıl ne zaman ölür?  |||   Cep telefonunuzda kaç ölü var? Yoksa bütün ölüleri telefonunuzdan sildiniz mi?
  TIR parkındaki ölüler   |||   Temmuz ayında Artvin, Rize ve Giresun’u sel vurdu. Gazetelerde, televizyonlarda haber üstüne haber yapıldı.
  İYİ BİR ZAM VERİN!  |||  
  YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ  |||  
  Türkiye Türklerin mi?  |||   Başyazar Kürt açılımıyla ilgili döşeniyor. Tam ikna olacaksın gözün gazetenin loğosunun yanındaki sloğana takılıyor...
  ASLOLAN HAYATTIR!  |||   Kimi insanlar herhalde bizzat kendileri ölmeden, ölümün ne demek olduğunu anlamıyor ya da anlamak istemiyor.
  Barışmak için bir ölü bile yeter  |||  
  Mola vermeyi unutmayın  |||   Hamal isen iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol... Taşıyorsan yükü mola vermeyi bileceksin yoksa...
  DOĞAYA MEYDAN OKUYANLAR  |||   Doğaya meydan okurcasına dere yatağına konut yapıyorlar. Sonra sel gelip silip süpürüyor hepsini...
  KAFASI KARIŞIK TÜRKİYE!  |||   Tatil bitti! Kendimize gelebilmek için de biraz vakit geçti… Dolayısıyla yeni bir yazıda buluşmamız da uzun sürdü.
  Şeytan sofrasının çeşmesinde Kızılderililer ile tatil!  |||   İzne çıktım Ege'deyim ve de kafayı yemek üzereyim. Şeytan sofrasında Kızılderili, deniz kıyılarında Beach var. İmdaaaaat!
  İnsan kademesine terfi etmek  |||   Bir tarafta kültür-sanat, diğer tarafta hak-hukuk. Birincisi itibar artırıyor, ikincisi ise erozyona uğratıyor.
  Con Ahmet’in devridaim makinesi  |||   "Başbakan Yardımcısı Babacan, "Bankaların karlılığı Hazine bonosundan kaynaklanıyor" dedi. Yani?...
  Lider, tutku ve aile!   |||   İşçisinin çalışmasını yeterli bulan işveren ve şikayetçi olmayan işçiye rastlamadım. Odaklanma noktası ortadayken, bir “tutku” ve “aile” palavrası sürüp gidiyor.
  Rus teşviki, Türk teşviki   |||   Yazarımız Sedat Pişirici krizden çıkış yolları arayan iki ülkede teşvikleri ve başbakanların tutumlarını yazdı.
  Şampiyon Büyük Mustafa!  |||   Ben Beşiktaşlıyım! “Arabacı takımı”nın taraftarı… Beşiktaş süper lig şampiyonu oldu, çok sevindim, çok!..
  Alışveriş yapılacaaak, yap!  |||   Adlarını tek tek ve açık açık yazacağım ki bunları iyi tanıyın. - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) önderliğinde,
  İhtiyaç kapısı  |||   Tiftik tüccarı Ali bey, yüz yıl önce muhtaca yardım ederken kimse birbirinin yüzünü görmezmiş. Çünkü o zamanın “insan”ı oy için değil Allah rızası için yardım edermiş.
  İş, aş, savaş!  |||   ABD'de 1929'da ülke nüfusunun dörtte biri işsiz kalmıştı. Aynı ABD, 15 yıl sonra “tam istihdam”a ulaştı. Ama...
  Duvar!  |||   "Gençleri işsiz bir toplum geleceğe umutla bakamaz. Geleceğe umutla bakmayan bir toplumun sonu duvarlarla çevrili evlerdir”
  Taksim’e taksim taksim çıkılamaz  |||   1 Mayıs ile ilgili bir önceki yazımı “Türkiye işçiler ile barışmaya Taksim’den başlamalıdır” diye bitirmiştim.
  Cola’nın gazı  |||   Coca-Cola’nın CEO’su olan Muhtar Kent, yönetim kurulu başkanlığına getirildi. Bunun Türkiye'ye katkısı ne kadar olur acaba?
  Bu ülke işçileriyle de barışmak zorunda  |||   Annem 76 yaşında. Televizyonda haberleri seyrediyorduk, 1 Mayıs’ın tatil ilan edildiğinden söz edildi. “Ne demek bu” diye sordu annem. “1 Mayıs işte” dedim, “İşçi bayramı…”
  Kamuoyunun vicdanı mı Akbank’ın cüzdanı mı?  |||   Şirketleri Akbank'ın 1500 kişiyi attığı Sabancı Holding'te yönetim, işsizliğin dram boyutuna ulaştığını belirtmiş.
  Dünyada mekan…  |||   Akbank’ın patroniçesinin 1200 kişiyi kapıya koyduktan sonra 58 milyon liraya Boğaziçi’nde yalı almaya kalkışmasının ne kadar ahlaki olduğunu mutlaka tartışmalıyız
  Bir Sabancı Ailesi, 1200 aileye bedeldir!  |||   Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in eşi, bir yalıya 58 milyon TL teklifi vermiş.
  ÜRETİMİN UCUZ AKTÖRLERİ  |||  
  Obama 1 Mayıs'ta Taksim'de  |||   Obama Türkiye’den ayrılırken, “Demokratikleşin, 1 Mayıs’ta Taksim mitingine ben de katılacağım” demiş.
  Küçük yatırımcı ne oldu sana?  |||   Yazarımız Sedat Pişirici "Keriz Silkeleme"yi dikkat çekip uyarmıştı. Dinleyenler kazandı. Dinlemeyenler bu yazıyı iyi okusun..
  Amansız olacağına akıllı olsana  |||   Bütün Türkiye 10 gündür bir propaganda ile yatıp kalktı. 29 Mart’taki yerel seçimin propagandası bile yanında solda sıfır kaldı.
  Doğan görünümlü Şahin  |||   Hatırlar mısınız bilmem, bir zamanlar “Doğan” görünümlü “Şahin”ler vardı. Bu zihniyet seçimlere de yansıdı. Genel seçim görünümlü yerel seçimler…
  Bas gaza sevgilim bas gaza  |||   “Bak, bak! Araba geçiyor!” başlıklı yazıyı “Biri bizi kandırıyor ama kim” diye bitirmiştim. Kandıranlardan biri belli oldu gibi.
  Derviş’in Erdoğan’a Kıyağı  |||   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bolu mitinginde yaptığı konuşmada ekonomik kriz sürecini değerlendirmiş.
  Bak, bak! Araba geçiyor!  |||   Bizde de ekonomik kriz nedeniyle ilk feryat eden sektörlerden biri otomotiv oldu; üretimi durdurdular, işçileri zorunlu izne çıkardılar, sonra...
  ABD’de 30 milyar dolarımız, Türkiye’de 3 milyon işsizimiz var  |||   Ekonomi dergisi Para, bu haftaki sayısında çok çarpıcı bir habere yer vermiş. Başlık şöyle: Kaynak ararken ABD’yi finanse ediyoruz.
  Pansuman tedbirler  |||   Başbakan hızlı trene bindi, Eskişehir’e gitti ve orada “yeni” ekonomiyi canlandırma paketini açıkladı. (Bu galiba dördüncüsüydü!)
  Yok tek başına kurtuluş  |||   Dolar 1,82 TL’yi gördü. Dediler ki “Tarihi rekor!” Dolar 1,82 TL’yi gördü. Dediler ki “Doları bırak altına bak!” Bilardo Osman öyle demiş çünkü.
  Pozisyonlardan pozisyon beğenin  |||   Bir de “Bilardo Osman” var. Dövizin “Nimet Abla”sıymış. İki cep telefonu, iki telsizle gezermiş. Sadece Türk televizyonları değil, CNN ile BBC de ekonomiyi ona sorarmış. Şu sıralar diyormuş ki “altın”.
  Pozisyonu kapadık, yollarımız ayrıldı!  |||   İşten çıkarmanın, adam kovmanın, kapının önüne koymanın adı değişti artık: Yollarımız ayrıldı. (Sanki sevgiliydiler!?)
  Dünya Türk olsun!  |||   Bazen sağda solda, duvarlarda şöyle bir slogan görüyorum: “Dünya Türk olsun.” Kim yazar, neden yazar bilmiyorum. Ama olsa ne şahane olurdu değil mi? Bütün dünya Türk!!!
  BDDK Başkanı servet düşmanı  |||   Türkiye 2001 krizine yuvarlanmıştı. Zamanın Hazine’den Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay, IMF ile yapılan görüşmeler sırasında öyle bunalmıştı ki kendini vurmuştu.
  Hamama giren terler  |||   Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsanız, kullandığınız arama motorunun ilgili bölümüne “kapitalizm” yazıp “enter” tuşuna basıverin bir zahmet. Bakalım karşınıza ne çıkacak.
  Basının gücü!  |||   İngiliz gazeteci Martin Walker dünyanın 12 büyük gazetesini anlattığı "Basının Gücü " adlı kitabında çok önemli saptamalarda bulunuyor.
  ŞAFAK KAÇ?  |||   Ben Türkiye’de bir ekonomik krizin nesnel nedenleri bulunmadığına inanıyorum.
  Belediyenin başkanı olun yeter  |||   16 ŞUBAT 2009 Yerel seçim sath-ı mailine girdik. Adaylar medyada boy göstermeye başladılar. Ve fakat birisi de “kenti marka haline getireceğim” demese ya… Birisi de “Yatırımları artıracağım” diye tutturmasa…
  Manzara-i umumiye   |||   Nüfus sayımı sonuçlarına göre köylü değil şehirli bir toplumuz. Çünkü nüfusumuzun yüzde 75’i il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor.
  Basiretli tüccar  |||   Bizde özel jetleriyle para istemeye giden yok, ama kriz çığlıkları atıp işçi çıkarmaya başlayanlar var elbet.
  Bu, kimin krizi?  |||   Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu “Derin bir krizin içindeyiz” diye de değerlendirebilir siniz“kriz bize teğet geçiyor” diye de. Keyfiniz bilir. Ama…
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
 
İbrahim IRMAK Yazıyor
Jeotermal yatıyor İzmirliler bakıyor İzmir'in altındaki zengin jeotermal enerji sadece sondajla yeryüzüne çıkmayı beklerken İran ve Rusya'dan getirilen doğalgaz boru hattı Balçova'ya dayandı. Doğalgaz'a trilyonlarca lira ödenirken, ulusal enerjimiz elimizin altında dururken, biz bu zihniyetle dış borçtan nasıl kurtulabiliriz?  Şimdi İzmirliler bu soruyu soruyor.
İzmir'in altındaki zengin jeotermal enerji sadece sondajla yeryüzüne çıkmayı beklerken İran ve Rusya'dan getirilen doğalgaz boru hattı Balçova'ya dayandı. Doğalgaz'a trilyonlarca lira ödenirken, ulusal enerjimiz elimizin altında dururken, biz bu zihniyetle dış borçtan nasıl kurtulabiliriz? Şimdi İzmirliler bu soruyu soruyor. 29.07.2010
 
Bafi-k-9 Köpek Eğitimi
Artemis Marin Princess
Röportajlar
İdda'da Bugün
Günlük Hava Durumu Tahmini
Mutlaka Okuyun