ENERJİ GELECEĞİMİZ
Prof.Dr.Ali GÜNGÖR
Ege Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
Makine Mühendisliği Bölümü
agungor55@yahoo.com
Günümüzde en çok sözü edilen, sözcüklerin başında “enerji” sözcüğü geliyor. Neden enerji önemli? Yanıtı belirgin. Günümüzde onsuz olabilir miyiz? Günlük yaşamımızdan, yaşamı kolaylaştıran endüstriyel üretimlerden vazgeçebilir miyiz bir düşünün? Ülke olarak enerjiyi bilinçli sağlamak, toplum olarak enerjiyi bilinçli tüketmek zorunluluğu var günümüzde. Enerji sağlanması ve kullanımı sürekli gündem olmak zorunda, Ülkemiz ve toplumun her ferdi için. Bu sorun üzerine konuların görüşüldüğü, önerilerin geliştirildiği çok sayıda konferans, panel, sempozyum ve kongreler düzenlenmektedir ülkemizde. Bunlardan önemli bir sempozyumda
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından 17-18-19 Aralık 2009 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen 7. Enerji Sempozyumu olup, bu sempozyumun sonuç bildirgesi (EMO web sayfalarında) açıklandı.
Bu sonuç bildirgesinde Sempozyum‘da ortaya çıkan görüş ve öneriler aşağıdaki başlıklar altında özetlenmektedir. Satır aralarında olumsuz gelişen bazı uygulamalar ve irdelemeler vurgulanmaktadır.
•Enerji kullanımının en temel insan haklarından biri ve tedarikinin de zorunlu bir kamu hizmeti olduğu,
Şimdilerde kış sezonundayız. Evlerde ısınma amaçlı enerji tüketimleri had safhada. Isınma temel hak. Ancak öyle mi? Ekonomik olarak çoğunluk karşılayabilmekte midir bu ısınma giderlerini? Yoksa tasarrufta mı, diğer harcamalarındaki gibi?
•Enerji üretiminde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilmesi, kaynak potansiyelimizin gerçekçi yaklaşımlarla ortaya konulması,
•Enerjide dışa bağımlılığın en aza indirilmesi ve doğalgaz, ithal kömür ve nükleer gibi dışa bağımlı kaynaklarla santral kurmaya yönelik yeni lisans taleplerine izin verilmemesi,
Enerji tüketimlerimize bakacak olursak, doğal gaz bağımlılığımız aldı yürüdü, petrol ve türevlerinde durum ortada, kömürde bile ithalat azımsanmayacak düzeylerde değil mi? İthal kömüre dayalı santraller düşünülmüyor mu? Mevcut kaynaklarımız yeterince değerlendirilmekte midir?
•Talep tahminlerinin ülkemize özgün koşullara göre geliştirilecek modellerle yapılması,
Ülkemizdeki tüketimler, gelişmeler, doğru projeksiyonlar ile tahminlenmelidir. Bazı proğram kullanımlarındaki varsayımların ülkemiz özgün koşullarına göre irdelenerek değerlendirilmesi gereklidir.
•Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yerli mühendislik ve işgücü tarafından değerlendirilmesini öngören ulusal enerji stratejisinin ilgili tüm kurum ve kuruluşların katkısıyla hazırlanması,
Enerji üretimleriyle ilgili ülkemiz uygulamacı firmalarımızın, önemli birikimleri bulunmaktadır. Bu sistemlerin kurulmasında bu birikimlerinden yararlanılmalıdır. Ayrıca bu tür tesislerin kurulmasında kullanılacak sistem bileşenlerinin üretimi ile ilgili özendirmelerin, teşviklerin Ülke politikası olma gereksinimi vardır.
•Ulusal enerji stratejisiyle bağlantılı sektörel (güneş, rüzgâr, jeotermal, biyoyakıt, hidrolik, linyit vb.) strateji belgeleri, yol haritaları ve eylem planlarının hazırlanması ile bu amaca yönelik yasal düzenlemelerin yapılması,
Ülkemiz enerji potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik yasa ve yönetmeliklerin çıkarılmasına öncelik verilmelidir. Bu yasa ve yönetmeliklerin çıkarılması aşamasında geniş bir kesimin görüş ve önerilerinin dikkate alınması, sağlıklı uygulamalar gerçekleştirmek için bir zorunluluktur.
•Bu çalışmaların enerjide arz güvenliğini temel alan; toplumsal yaşamı, doğal dengeyi ve kültür varlıklarını gözeten politikalar esas alınarak geliştirilmesi ve uygulanması,
•Elektrik enerjisi üretiminde; yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik gelecek kurgusunun yapılması, toplam elektrik üretimi içindeki paylarının artırılması ve AR-GE çalışmalarına bütçeden ayrılacak pay ile destek sağlanması,
Geçen günlerde okumak fırsatını bulduğum bir kaynak kitap, adıyla bile ilginçti “Çölden Enerji: Çok büyük güneş pili sistemleri için pratik öneriler”. Dünyada öylesine bir güneş enerjili elektrik üretimi uygulamasına yöneliş var ki, Ülkemiz açısından geç kalırmıyız diye korkuyorum. Halen yenilenebilir Enerji yasası çıkarılmadı, bu konuda yatırımcıların beklentileri çok. Doğaldır ki burada da doğru yatırımlar gerçekleştirilmek zorunda.
•Enerji tesisleri yapımında gelişmiş teknolojilerden yararlanılması ve yerli teknolojik altyapının geliştirilerek imalatta yerli sanayi payının arttırılması,
•Jeotermal potansiyelimizin özellikle sanayi, konut, tarım ve turizm alanlarında ivedilikle değerlendirilmesi,
Jeotermal enerji olarak Ülkemiz öyle şanslı bir konumda ki, giderek bu uygulamaların çeşitliliğinin artması ve yaygınlaşması gözleniyor. Jeotermal suyun değerlendirilmesi ile ilgili yasa ve yönetmelikler yürürlüğe girdi. Mühendislerimizin de bu kullanım çeşitliliğine kurutma teknolojileri, soğutma uygulamaları gibi farklı alanlarda katkıda bulunmaları gereklidir.
•Özellikle son yıllarda hidrolik enerji alanında ortaya konan projelerin, bütünlüklü olarak, toplumsal ve doğal yaşamı koruyacak şekilde planlanmak üzere yeniden ele alınması,
Hidrolik enerji potansiyelinin yeterince değerlendirilemediği açıktır, ancak bunların değerlendirilmesinde tüm canlılara, insanlara ve ekolojinin korunmasına, bölgelerin kültürel varlıklarının da gözetilmesi esastır.
Rize yöresinde kurulacak küçük güçlü Hidrolik Enerji Santrali (HES)’e olan toplum tepkileri ortadayken, gazetelerden bir haber “Trabzon, Uzungöl’e HES kurulacak” türden haberler. Değerlendirmelerin doğru yapılması gereğini ortaya koyuyor.
•Enerji yatırımlarında denetimlerin kamusal anlayışla yapılması,
•Enerji alanındaki piyasacı yasaların yarattığı tahribat göz önüne alınarak, yargı kararlarının derhal uygulanması ve özelleştirme uygulamalarına bir an önce son verilmesi,
•Enerjinin etkin, verimli ve tasarruflu kullanımı için toplumsal "farkındalık", "bilgilenme" ve "bilinç" yaratmaya yönelik eğitim çalışmalarına ilköğretim aşamasından başlanması ve toplumsal yaşamın tüm alanlarına yaygınlaştırılması,
Enerji verimliliği kanunu yasa ve yönetmeliklerinin getirdiği olumlu gelişmeler, ülkemiz genelinde önemli tasarruflar sağlayacaktır.
•Sürdürülebilir Kalkınma" uygulamalarının dünya ölçeğinde sürdürülebilir eşitsizliğe dönüştüğü bilinciyle, sermayenin aşırı kar hırsından kaynaklı aşırı üretim-aşırı tüketim güdülemesine karşı "ne için, neye rağmen ve nereye kadar" enerji üretim ve tüketiminin sorgulanması,
Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen altı sigma yalın konferansı açılışında gerçekleştirilen bir egzersizi sizlerle paylaşmak isterim:
Bakış açısının önemini vurgulayan, birlikte yapacağımız bu egzersizi sırasıyla aşağıdaki gibi uygulayacağız:
1-Elinizi başınızın üzerine, derslerde yanıt vermek için parmak kaldırır gibi kaldırın.
2-Gözünüzle parmak ucuna bakarak, parmağınızla havada saat yönünde daireler çiziniz.
3-Parmağınızı yavaş yavaş indirerek, havada daireleri çizmeye parmağınız göz hizasına gelinceye değin hep aynı başladığınız yönde olacak biçimde devam ediniz.
4-Parmağınızı indirmeyi devam ederek şimdide göz hizasının altında aynı yönde döndürmeye devam ediniz.
5-Parmağınızla havada çizdiğiniz dairenin dönüş yönüne baktınız mı? O da ne parmağımla çizdiğim daire saat yönünün tersine görünüyor!
Bakış açısı nasıl da önemli irdelemelerimiz açısından. Enerji sorunlarına da yetkililerin, kurum ve kuruluşların ve hatta kişilerin, doğru bakış açıları ne kadar önemli, sizce de öyle değil mi?
4 Şubat 2010
|